Anoreksiya Nervosa | Wellpoint

Anoreksiya Nervosa

Son yıllarda yaygın medyada en çok rastladığımız neredeyse en popüler psikolojik rahatsızlık anoreksi… Bilimsel adıyla anoreksiya nervosa, bu ününü, meşhurların ve medyanın gözü önündeki tanınmış kişilerin kilo problemlerinin sıklıkla dile getirilmesine, zayıflık ve ince kalmanın, hatta sıfır bedenin revaçta olmasına borçlu. Zaten halk arasında da anoreksiya manken hastalığı olarak bilinmekte.

Anoreksiya nervosanın psikolojik bir hastalık olduğu ilk defa 1873’de tanımlanmıştır. Aneroksiya; iştah kaybı veya azalmasını, nervoza kelimesi ise yeme bozukluğunun psikolojik nedenlerden kaynaklandığını ifade etmek amacıyla kullanılmıştır.

15 – 25 yaşları arasındaki kadınlarda anoreksiya nervosa görülme oranı %1 civarındadır. Erkeklerin toplam anoreksiya vakalarının ancak %5’lik bir kısmını oluşturmasından dolayı hastalık daha çok kadınlara özgü bir rahatsızlık olduğu düşünülür.  Genellikle ergenliğin ilk yıllarında ortaya çıkar.

Anoreksiya hastalarının en dikkat çeken özelliği aşırı zayıflıklarıdır. Yaş grubu ve boya göre beklenenden oldukça zayıf olmalarına rağmen kilo almaya karşı büyük bir direnç içindedirler. Şiddetli kilo alma korkuları nedeniyle; kiloyu koruma ve hatta daha da azaltma, besin kısıtlanması, ağır fiziksel egsersizler yapma, laksatif ve diüretik türevi ilaçlar kullanma, iştah azaltıcı maddeler kullanma ve bilinçli olarak kusmalarla beden ağırlıklarını kontrol edici yöntemlere başvururlar.

Anoreksi hastalarının karakter özellikleri benzerlik gösterir.Bu kişiler  mükemmelliyetçi, uysal, yardımsever bireyler olarak tanımlanırlar. Ancak hastalığın başlaması ve diyet yapma belirginleştikçe önceki davranışları ile çelişen, uyumsuz, güvensiz, öfkeli davranışlar göstermeye başlarlar .Kişilik özellikleri olarak da içe dönüklük, güvensizlik, kendini aşağılama, katı düşünme çoğunluktadır.

Ergenlikte başlamasından dolayı birçok anorektik ergenin genel fizik gelişimi gecikmiştir. Kötü ve yetersiz beslenme, sürekli kilo kaybı, birçok sistem bozukluğunun ortaya çıkmasına yol açar. Özellikle hormonal düzensizlikler erkenden görülen değişikliklerdir. Hormon metabolizmasının bozulması nedeniyle adet düzensizlikleri ve kesilmesi, cinsel isteğin azalması hastalığın ilk tıbbi müdahale ihtiyacı duyulan alarmı olur.

İlerleyen dönemde enerji eksikliği ve kilo kaybı nedeniyle kalp ve kan dolaşım sisteminde, sindirim sisteminde, bağışıklık sisteminde ve böbreklerin metabolizmasında bozulmalar ortaya çıkabilir. Kalp sistemindeki bozukluklar, sıvı elektrolit dengesizlikleriyle ani ölümlere yol açabilir. Ayrıca kemik erimesi, anemi, pıhtılaşma sorunları gibi birçok bozukluk meydana gelebilir. Genel olarak hemen hemen tüm sistemleri etkileyen bu bozukluklar gerekli tedavi, beslenme kontrolü ve kilonun kazanılmasıyla düzeltilebilmektedir.

Anoreksiya Nervosanın Oluşumuna Neden Olan Faktörler

Bu faktörler bugüne kadar çok net olarak belirlenememiştir. Anoreksiya, birçok sosyal, duygusal ve biyolojik faktörlerin bir kombinasyonundan ortaya çıkan karmaşık bir bozukluktur.

  • Biyolojik Faktörler
    Yapılan bazı çalışmalarda tek yumurta ikizleri kullanılmış ve Aneroksiya hastalığına yakalanma risklerinin % 50 civarında olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar da; aneroksiya nervoza hastalığının ortaya çıkmasında genetik faktörlerin önemli bir etken olduğunu düşündürmektedir.
  • Psikolojik Faktörler
    Aneroksiya ergenliğin gelişim safhasındaki zor dönemde başlar. Bedensel kilo ve fiziki görünüş, kendine güven duygusu için önemli bir kaynaktır. Aneroksiya hastalarının ailelerinde sıklıkla ortaya çıkan belirli davranış kalıpları tespit edilmiştir.
  • Toplumsal Etkenler
    60’lı yılların başından beri güzellik ideali olarak, ince ve zayıf vücut hep ön planda tutulmuştur. Özellikle kadınlarda fazla kilolar, toplumsal yapılarda genelde hep negatif olarak değerlendirilmiştir. Yazılı ve görsel medya, filmler ve reklamlar yoluyla, sadece zayıf kadınların başarılı ve cazip olduğu vurgulanmış, kilolu kadınlar genelde alay konusu edilmiştir. Ergenlik döneminde büyük bedensel değişimler geçiren ve bu yeni yapıya ilişkin ilk defa yeni bir duygu geliştirecek olan genç kızlar, zayıflık idealine dönük bu sosyal baskı ve toplumsal baskı nedeniyle büyük oranda güvensiz hale gelebilirler.

Anoreksiya Nervosanın Tedavisi

Anoreksiyalı hasta genellikle hastalığını kabullenmeyip tedavi gerekliliğine inanmamaktadır. Tedavi talebi olmayan hastanın tedaviye ikna edilmesi atılması gereken ilk önemli adımdır. Tedavi uzun ve zorlu bir süreç olup, hastalığın yaşamı tehdit edici özelliklerini akılda tutarak, ağırlaşabilen ve komplike olabilen ciddi bir ruhsal bozukluk olarak değerlendirmesi tedavide temel ilkedir. Bu açıdan tedavinin ilk adımı medikal-psikiyatrik değerlendirmedir.

Tedavide ilaçların kilo artışı üzerine etkileri olabiliyorsa da, çoğu kez semptomlar ve psikopatoloji devam edeceğinden ancak geçici sonuçlar alınmaktadır. Sonuç olarak temelde yatan benlik sorunu ve psikolojik etmenler tedavi edilmediği sürece hastalarda tam bir iyileşme görülemeyecektir.