AL İKİ ASPİRİN GEÇER | Wellpoint

AL İKİ ASPİRİN GEÇER

"Al İki Aspirin Geçer!"

Aspirinin “her derde deva” olduğunu teyid eden bu cümleyi hepimiz biliriz, sıklıkla kullanırız. Üstelik aspirin baş harfi büyük yazılası bir marka da değil artık, su gibi, süt gibi bir jenerik madde, bir cins isim.

Günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce Sümerler bir tür ağacın kabuğunu kazıyıp yediklerinde ağrılarının geçtiğini fark ettiler. Rastlantısal olarak buldukları bu çarenin gelecekte tıp bilminin seyrini değiştirecek aspirinin öncüsü olduğunu elbette bilmiyorlardı.

M.Ö. 400’lü yıllara gelindiğinde tıp biliminin atası Hipokrat, söğüt kabuğu çiğnemenin ve söğüt yaprağı çayı içmenin doğum sonrasında yaşanan ağrıyı azaltıp yatıştırdığını öne sürdü. Hipokrat’ın bu buluşundan yaklaşık 2000 yıl sonra, 18. yüzyılda bir İngiliz bilim insanı, deneysel olarak yaptığı çalışmalarda, söğüt ağacı kabuğunun toz halinde kullanıldığında ağrıyı azalttığı kadar ateşi de düşürerek tedavi edici olduğunu gözlemledi. Yaklaşık 70 yıl sonra da bir Alman eczacı, söğüt ağacından salicin adlı maddeyi saf olarak elde edebildi.

Aspirinin rutin kullanıma girmesi ise 19 yüzyılda Fransız bir kimyagerin, bileşiği kimyasal olarak sentezlemesi (asetilsistein) ve ilaç firması olan Bayer’in bileşiği aspirin adı verilen bir ağrı kesici olarak pazarlamaya başlaması ile gerçekleşir.  

Yıllar içinde yapılan araştırmalarla aspirinin sadece ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisi olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Enflamasyonu (iltihaplanmayı) azaltıcı etkisi nedeniyle özellikle romatolojik hastalıklarda rutin olarak kullanılmaktadır. Günümüzde aspirinin en önemli kullanım alanlarından biri kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi amaçlı olandır. Bu etkisini kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücreler olan trombositlerin bir araya gelmesini engelleyerek oluşturur. Böylece damarlarda pıhtı oluşumu ve sonucunda oluşabilecek kalp krizi, inme vb. hastalıklar engellenir. Yine aspirinin bazı kanser tiplerinin oluşmasını da engellediği yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Peki, kullanımı bu kadar eskiye dayanan, ağrı ve ateş tedavisinde tıp ilminde çığır açan, günümüzde tüm dünyada yılda 100 milyar tablet tüketilen aspirin gerçekten masum bir ilaç mı?

Aspirin özellikle bilinçsiz kullanıldığında tahmin edebileceğinizden çok daha fazla ve ağır sonuçlara yol açan yan etkilere sahiptir. Kanamayı kolaylaştırma, organ fonksiyonlarında hasara yol açma vb. gibi hayati tehlike oluşturabilecek sorunlar yaratması bile aspirinin kullanımında daha bilinçli davranılmasını gerektirir.

En sık görülen yan etkisi sindirim sistemi üzerinedir. Aspirin mide yanması, mide kanaması ve hatta midenin delinmesine neden olabilir.  Bu nedenle gastirit (mide iltihabı), sindirim siteminde ülser veya sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlığı olan hastalarda, durumu kötüleştirebileceğinden dolayı aspirin kullanılması uygun değildir. Özellikle alkol ile birlikte kullanımı bu yan etkisini oldukça artırmaktadır.

Çocuklarda görülen ateşli durumlarda (viral enfeksiyonlarda) aspirin kullanılması, karaciğer ve beyin hasarına; hatta ölümle sonuçlanan Reye sendromuna neden olabilir. Solunum yollarını daraltarak astım benzeri belirtiler oluşturabilir.

Sıklıkla damar tıkanmasını önlemeye yönelik olarak kullanıldığı için kanamalara neden olabilir. Böylesi bir hayati tehlikeye maruz kalmamak için mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Kanama problemi olan hastaların aspirini kullanmaları uygun değildir. Bunların yanında küçük ya da büyük fark etmeksizin her tür cerrahi girişim öncesinde de hastaların aspirin kullanması sakıncalıdır.

Gebelik ve emzirme döneminde de kullanılmaması gereken bir ilaç olan aspirini; böbrek, karaciğer, gut hastalığı olanlar ve düzensiz hipertansiyonu olanlar da kesinlikle kullanmamalıdır.

Sonuç olarak eski bir ilaç olması, kullanımına dair uzun süreli bir tecrübe edinilmiş olması, sık kullanılan ilaçlardan birisi olması aspirini tamamen güvenli kılmaz. Bu nedenle “al iki aspirin geçer” demeden önce iki kere düşünmemizde fayda var. Sağlıklı Günler.