Ağız ve Diş Sağlığı | Wellpoint

Ağız ve Diş Sağlığı

Ağız ve Diş Sağlığı Neden Önemlidir?

Ağız ve diş sağlığı denince akla ilk gelen, güzel görünen ve kişinin özgüvenini artıran bir gülümsemedir. Ancak bu konu aslında “görünenden” çok daha önemlidir çünkü sağlık, dişlerde başlar. Ağız, vücudun dengesinde ve sağlığında en önemli rolü üstlenen sindirim sisteminin başlangıç noktasıdır. Alınan gıdaların çiğnenmesi yoluyla sindirim süreci başlar. Sindirim sisteminde oluşacak bir hasar ise tüm vücudu etkileyebilecek ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Bu nedenle ağız ve diş bakımına özen göstermek gerekir.

Günümüzde diş tedavisinde kullanılan gelişmiş teknolojiler ve ilaç uygulamaları ile ağız sağlığı ciddi oranda hasar görmüş kişilerde dahi iyileşme sağlanabilmektedir. Böylelikle estetik bir görünüm yaratılırken kişilerin sağlığı da korunmaktadır.

Gelişen sağlık uygulamalarına rağmen bazı hastalarda diş tedavisi konusunda çok ciddi kaygılar görülebilmekte ve bu durum literatürde dentafobi olarak adlandırılmaktadır.

Dentofobi Nedir?

Korku kavramı oldukça geniş bir kapsama sahiptir. Ancak korku duygusu, kişinin mantığının ötesine geçmeye başladığında ve kişinin kontrolü dışına çıktığı noktadan sonra fobi olarak adlandırılmaya başlanır. Caddede karşıdan karşıya geçmekten böcek ve yılanlara kadar pek çok farklı konuda fobi görülebilmektedir. Fobiye sahip olan kişiler mantıklı düşünemez kendilerini tehlikeye atabilecek durumlarda dahi korkularına yenik düşüp harekete geçemeyebilirler. Tıpkı çok ciddi ağız ve diş sağlığı problemleri yaşadığı halde diş hekimine gidemeyen, gitse bile kapıdan ya da hasta koltuğundan dönen dentafobisi olan hastalar gibi.

Dentafobi, diş tedavisi sırasında hissedilebilecek acı ve ağrılardan ya da seslerden yana duyulan yüksek kaygı ve endişe durumunu ifade eder. Dentafobisi olan hastalar genellikle ağız ve diş sağlığı sorunları yaşasalar bile bu fobi sebebiyle diş hekimine gidemezler. Bu durum bir kısır döngü yaratır. Tedavisi yapılmayan dişlerdeki çürükler artarak beraberinde daha uzun soluklu ve zorlu işlemleri getirir. Bu nedenle dentafobisi olan hastaların bu korkuyu yenmek üzere doktorlarıyla görüşmeleri bir seçenek olabileceği gibi ileri seviyede kaygı yaşayan hastalara psikolojik destek önerilebilir. Diğer bir seçenek ise tedavi sırasında çeşitli anestezi yöntemlerinin uygulanmasıdır.

Sedasyon ya da Genel Anestezi ile Diş Tedavisi

Diş tedavileri genellikle lokal anestezi ile yani hekimin çalışacağı bölgeye uygulanan uyuşturma işlemi ile gerçekleştirilir. Ancak zihinsel engeli olan kişilerde, ağrılı tedavilerin uygulanması gereken küçük çocuklarda, öğürme ve bulantı refleksi fazla olan hastalarda ya da diş tedavisi konusunda yüksek kaygıya sahip hastalarda sedasyon yoluyla ya da genel anestezi altında tedavi uygulanabilir.

Sedasyon, kişiye damar yolu aracılığıyla, küçük dozlarda sedatif ilaçlar verilerek uygulanır. Sedasyon uygulaması sırasında kişinin bilinci açıktır ve tüm komutlara uyar. Bu işlem sırasında kişi ağrı ya da acı hissetmez ve işlem sırasındaki sesleri duymaz. Ayrıca tedaviden sonra hasta operasyon sürecini hatırlamaz. Bu yöntem hem dentafobisi olan hastalarda hem de küçük çocuklarda uygulanmak üzere oldukça güvenlidir.

Genel anestezi ise kişinin operasyon sırasında uyutulmasıdır. Sedasyon uygulamasından farklı olarak genel anestezide hastalar solunum gerçekleştiremez ve komutlara uyamazlar. Ayrıca genel anestezi sonrasında hastanın günlük hayatına dönme süresi, sedasyona oranla çok daha uzun sürer.

Ancak hem diş çürüklerinin tedavisi hem de koruyucu tedaviler genel anestezi altında kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. Dental fobisi olan hastaların işlem sırasında verebileceği tepkiler doktorun da çalışmasını güçleştireceğinden tedavinin genel anestezi altında yapılması önerilebilir.

Ağız ve Diş Sağlığını Korumak için Neler Yapılmalıdır?

Doğru bakım uygulanan diş ve diş etlerinde, her yıl gidilen rutin kontrollerle iyilik halini korumak mümkündür. Ayrıca sanılanın aksine görünürde hiçbir sorun olmasa dahi diş hekimi kontrolleri aksatılmamalıdır. Dişler sertçe değil, orta şiddette bastırarak fırçalanmalıdır. Sert fırça darbeleri diş minesine zarar verebilir.

Dişlerin her gün 2 kere, doğru şekilde fırçalanması gerekir. Fırçalama işleminin etkili olması için bu işlem en az 120 saniye sürmelidir ve tüm dişlerin hem iç hem dış hem de üst yüzeyi özenle fırçalanmalıdır. Daha ferah bir nefes için dilin de fırçalanması önerilir.

Son olarak sağlığınız için önemli bir uyarıda bulunarak bu ayki bültenimizi sonlandıralım: Diş eti kanaması yalnızca dişlerle ilgili değil, vücuttaki diğer sağlık sorunlarıyla da ilgili olabilir, bu nedenle dikkate alınmalıdır. Ve unutulmamalıdır ki günümüzde pek çok hastalığın tedavisi mümkündür ve hem hastanın hem de doktorun doğru yaklaşımıyla hastalar sağlıklarına kavuşabilmekte, hayatlarına ruhsal ve fiziksel rahatlık içerisinde devam edebilmektedirler.

Belirtilerden korkmayın, kendinizi ihmal etmeyin…

Sağlıklı günler!