GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER
Grip, influenza denilen virüsün bronşlar ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana getirdiği, özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara yol açan yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur.
İşgücü kaybı açısından bakıldığında tüm dünyada işe devamsızlığın %10′undan sorumludur. Dünya nüfusunun yaklaşık %10-20’si her yıl gribe yakalanmaktadır.
İş devamsızlığının yüzde 10′undan grip sorumlu…
Tüm dünyada, işe devamsızlığın yüzde 10′undan sorumlu enfeksiyon olarak görülen gribin ekonomik ve sosyal sonuçları ise şöyledir;
• Üretkenliğin kaybedilmesi ile ortaya çıkan işgücü kaybı.
• Çalışanların işlerine gidememelerinden kaynaklanan ekonomik maliyetler.
• Yalnız yaşayan çocuklu kadınların hem işlerinden kalmaları, hem de çocuklarının karşı karşıya kaldıkları riskler.
Genelde kış aylarında ortaya çıkan grip iş hayatımızı kabusa çeviriyor. İşyerlerinde birbirlerine yakın çalışan iş arkadaşları, grip için yüksek risk grubunda bulunurken, iletişim kopukluğuna neden oluyor. Genellikle tokalaşma ve solunum yolu ile bulaşan hastalık, özellikle aynı iş ortamlarında bulunan kişiler, grip kapmamak için birbirilerinden uzak duruyorlar. Bu da çoğu zaman mesai ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyor. Uzmanlar bu dönemde mutlaka grip aşısının yapılması gerektiğini söylüyorlar.
Grip olan kişilerin aksırık, öksürük ve hatta konuşmaları ile üst solunum yollarındaki salgılardan yayılan virüs yüklü su damlacıkları havaya geçerek orada saatlerce asılı kalabilir. Bu damlacıklar nefes yolu ile alındıklarında, alt ve üst solunum yoluna yerleşirler ve orada hızla çoğalırlar. Kuluçka süresi 1-3 gün arasında değişir ve bu dönemde kişide hastalık belirtisi olmamasına karşın hastalık bulaştırıcı özellik bulunmaktadır. Bu özellik grip belirtileri başladıktan sonra 4-6 gün kadar da devam eder.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Başlangıcı genellikle anidir. Kişi kendini iyi hissediyorken, 1-2 saat içinde önce;
• Üşüme,
• Titreme,
• Terleme,
• Baş ağrısı,
• Kas ağrıları
• Ateş (38°C-40°C) başlar,
Daha sonrasında ise;
• Burun akıntısı,
• Baş dönmesi,
• Öksürük,
• Boğaz ağrısı,
• Göğüste yanma ve ağrı,
• Gözlerin sulanması ve gözlerde ışığa hassasiyet, şikayetlerinden bir ya da birkaç tanesi tabloya eklenebilir.
Bu belirtiler 3-5 gün kadar sürse de genellikle 2-3 gün içinde düzelme başlar.
EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDADIR?
• Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olan kişiler,
• Şeker hastaları,
• Astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar,
• Transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar,
• Böbrek hastaları,
• Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar,
• Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler,
• Anne adayları,
• Bebekler,
Türkiye’de bu gruplara giren yaklaşık 30 milyon kişi yaşamaktadır.
GRİPTEN NASIL KORUNMALI?
Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bu bulgular genellikle 5-7 günde iyileşme ile sonuçlansa da, bazen kulak (otit) veya akciğer enfeksiyonları (zatürre) gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabilirler. Bu nedenle korunma çok önemlidir.
Korunmak için;
• Dengeli beslenmeli: Vücudun ihtiyacı olan protein, yağ, şeker ve vitamin yeterli olarak alınmazsa, vücut direnci düşer ve solunum organları mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir. Özellikle besleyici değeri düşük, yağdan zengin hamburger gibi yiyeceklerin aşırı tüketilmesi grip hastalığına davetiyedir.
• Yeterli miktarda su içilmeli: Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması, virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere, her dönemde günde 8-10 bardak su içilmelidir.
• Düzenli spor yapılmalı: Yetişkin biri için haftada 3 gün, günde 1 saat olmak üzere spor yapılması gereklidir. Spor vücut direncinin arttırılması için çok önemlidir.
• Stresten uzak yaşamalı: Stres, vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerdendir.
• Sigara içmemeli: Sigara da aynı stres gibi vücut direncini azaltır. Ayrıca virüs yüklü damlacıklar, sigara içilen ortamlarda, dumana yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.
• Tokalaşmayın: Grip olan bir kişi ile tokalaşmak, salgın zamanlarında iş yerlerinde bir çok kişi tarafından kullanılan cihazları kullanmak ta bulaşma yollarındandır. Çünkü virüs bu gibi yerlerde 2-3 saat canlı kalabilir. Bu nedenle temizlik önemlidir.
• Kalabalık yerlerden mümkün olduğu kadar uzak durun: Toplu taşıtlar, sinema, tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırması ile virüsler büyük bir hızla (160 km/saat) hareket ederek 3-4 metre uzağa yayılabilir.
• Düzenli uyuyun: Bir gece uykusuz kalındığında, virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalmaktadır.
• Çıplak ayakla dolaşmayın: Özellikle kış aylarında, zemin ısısı düşük olacağından, refleks olarak solunum mukoza hücrelerini de besleyen vücut damarlarında daralma olacak ve sonuç olarak kan dolaşımı yavaşlayacaktır. Mukoza hücrelerindeki nemlilik oranının azalması ile birlikte savunma gücü de azalacak ve virüslerin girişi kolaylaşacaktır.
• Sıcak ortamlardan kaçının: Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve sıcak ortamların tercih edilmesi de solunum mukoza hücre zarlarının kurumasına neden olarak virüslerin vücuda girişini kolaylaştırır.
GRİP NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Her şeyden önce istirahat, mümkünse yatak istirahati önemlidir. Yatarken başın yukarıda tutulması (2 ya da daha fazla sayıda yastık ile yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.
Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.
Bulunulan ortamın uygun ısıda olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmeli, havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.
Hastalık süresince, özellikle yüksek ateş varsa bol sıvı alınması çok önemlidir. Bu nedenle su içinde eritilerek kullanılan anti-gribal ilaçlar, sıvı alımının artırılması, hızlı etki sağlaması açısından önerilir. Hastalıkta; su, meyve suyu ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir. Yeteri kadar sıvı alınması sinüslerdeki ve göğsünüzdeki ifrazatın daha az birikmesine ve vücuttan daha kolay temizlenmesine yardım eder.
Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat etmeli, iştahsızlık varsa enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin diyet uygulanmalıdır.
Antibiyotik türü ilaçlar, ancak viral bir enfeksiyon olan gribin üzerine bakteriyel bir başka enfeksiyon eklendiğinde ancak bir hekimin önerisi ile kullanılabilir.
Grip sırasında aspirin kullanılmamalıdır.
Gribin kalp hastaları üzerinde olumsuz bir etkisi var.
”Kalp krizi, koroner damarlarda gelişen plakların yırtılmasıyla damarın tıkanması sonucu ortaya çıkar. Yapılan çalışmalarda grip virüsünün damarı tıkayan bu plakları direkt etkileyerek plağın yırtılmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Bu plaklarda virüsün saptandığını ortaya koyan çalışmalar da yayınlanmıştır. Her grip salgınında kalp hastalıklarından ölümün artması da bu bulguları desteklemektedir.
Gribe bağlı olarak oluşan direnç düşüklüğü ve ateş yüksekliğinin kalbin iş yükünü, dolayısıyla da oksijene gereksinimini artırmaktadır. ”Grip aşısı, gribe bağlı ortaya çıkabilecek kalp krizlerini önlemektedir. Aşının kalp krizini azalttığı çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir. Bu konuda ABD’de ve Güney Amerika’da yapılan çalışmalar var. Özellikle ileri yaşlardaki, astım ve diyabeti olan kalp hastalarına grip aşısı yapılmasının, ölüm ve kalıcı hasar riskini önemli ölçüde azalttığı çalışmalarla bildirilmektedir.
Uzmanlara göre, Gripten korunmak için, salgın başlamadan aşı yaptırılması gerekiyor.
Mesai arkadaşınızdan korkmayın, aşı yaptırın;
Şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, yüksek ateş, titreme, kuru öksürük ve baş ağrısı ile ortaya çıkan gripten korunmak için, salgın başlamadan önce aşı yaptırılmalıdır. “Hasta kişilerin bulunduğu kalabalık iş ortamlarında, hapşırma ve öksürme yolu ile, grip kolaylıkla bulaşıyor. Bu yüzden mesai arkadaşları birbirlerinden virüs kapmamak için çoğu zaman birbirlerinden uzak duruyorlar. Bu da mesai saatleri içerisinde iletişim kopukluklarına neden oluyor. Dolayısı ile iş gücü kaybına yol açıyor. “Bazı durumlarda ‘öldürücü’ bile olabilen gripten korunmanın tek yolu aşı” dır. Ayrıca aşının yararlı olabilmesi için de salgın başlamadan en geç Kasım ayı sonuna kadar yapılması gerekmektedir. Eylül Ekim ayları grip aşısı yapılması için ideal olup her yıl tekrarlanmalıdır.
SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?
Soğuk algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan ‘hafif’ seyirli bir hastalıktır.
En sık görülen virüsler:
Rhinovirüsler %15-40,
Coronavirüsler %10-20,
Parainfluenza virüsü %5-10,
Respiratuar sinsityal virüsler %6,
Soğuk algınlığı kişiden kişiye bulaşır. Başlangıçta bu bulaşmanın aksırma, öksürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalması ile olduğu sanılmaktaydı. Ancak şimdi mevcut kanıtlar bulaşmanın virüsü almış hastanın elinden hassas insanlara geçmesi ve hassas bireylerin de ağız-burun mukozalarına sürmeleri ile olduğu yönündedir. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu ellerin sık yıkanmasıdır.
Yapılan araştırmalarda havanın soğukluğunun soğuk algınlığı hastalığının başlaması ve seyretmesi ile ilintili olmadığını, psikolojik stres, üst solunum yollarını etkileyen alerjiler ve adet dönemlerinin hastalığa yakalanma riskini artırdıkları saptanmıştır.
Soğuk algınlığına bir çok virüs sebep olabileceği için de vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez. Bu sebeple her sene tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir.
Soğuk algınlığı belirtileri:
• Ateş,
• Baş ağrısı,
• Eklem ve kas ağrısı,
• Yorgunluk hissi, akan ya da dolu burun,
• Hapşırma,
• Boğaz ağrısı,
• Göğüs doluluğu,
• Koku ve tat duygusunun azalması,
• Kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler
SOĞUK ALGINLIĞI TEDAVİSİ:
Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Su içinde eritilerek kullanılan ve soğuk algınlığına ait belirtileri gideren ilaçlar, sıvı alımının artırılması ve hızlı etki sağlaması açısından da önerilmektedir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.
Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.
Havaların serinlemeye başlamasıyla nezle, grip gibi soğuk algınlıklarına karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, önce hastalığa yakalanmamanın sonra da, ondan en kısa ve etkili biçimde kurtulmanın yolları konusunda uyarılarda bulundu. Özellikle geleneksel yöntemlerin zararlarına dikkat çeken uzmanlar, ezber bozan tavsiyelerde bulunuyor.
Nezle olunduğunda yapılması ve yapılmaması gerekenler:
• Sakın ellerinize hapşırmayın. Özellikle anne babalar çocuklara hapşırma sırasında avuç yerine kollarını kullanmasını öğretmeli.
• Ellerinizi temiz tutun. Nezleye virüsler değil bakteriler yol açtığı için el temizliği çok önemli.
• Hastayken vitaminlere yüklenmeyin. Bünyenizi güçlendirici gıdalar alın.
• Yatağa çakılıp kalmayın. Sağlıklı olduğunuz kadar olmasa da sizi terletecek derecede egzersiz yapabilirsiniz.
• Akıntıyı kurutmak için burnunuzu tıkamayın.
• Size güzel ve lezzetli gelmese de yeme ve içmeden geri kalmamalısınız. İştahınızı açık tutun.
• Sigaradan uzak durun. Hatta bunu sigarayı bırakmak için bir fırsat olarak kullanın.
Soğuk algınlığından korunmak için bunları yapın:
• Bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
• Dengeli beslenin. Meyve sebze ağırlıklı beslenin, fazla et tüketmeyin.
• Hastalık riski yüksekse bol bol C vitamini alın. (Örneğin her gün 2 kivi, 1 greyfurt, 1 yeşil biber veya 2 kaşık lahana turşusu yemek gibi)
• Hareket edin ve soğuğa karşı vücudunuzun dayanıklı olmasını sağlayın. (Yüzmek, saunaya gitmek, soğuk duş almak, temiz havada yürüyüş yapmak, değişik spor faaliyetleri)
• Oda havasını iyileştirin. Hava nemlendiricileri kullanın veya saksı çiçeklerini temin edin. Odayı aşırı ısıtmayın, düzenli olarak havalandırın.
• Hava cereyanının oluşmamasına dikkat edin.
• Virüslerden korunun.
• Soğuk algınlığı dönemlerinden kalabalık ortamlarda, kapalı mekanlarda bulunmayın. Hasta insanlarla öpüşmeyin, 1.5 metreden fazla yaklaşmayın.
• Ellerinizi düzenli yıkayın.
• Çok kalın veya ince giysiler giymeyin. Havaya göre giyinin.
• Stres altındaki insanlar hastalanmaya daha elverişlidir. Her gün düzenli olarak dinlenin. Gevşeme egzersizleri yapın.




